14
Apr

CUMHURİYET SONRASI TÜRK TİYATROSUNDA HALK ANLATI GELENEĞİNDEN YARARLANMA

TÜRK TİYATROSUNDA  HALK ANLATI

GELENEĞİNDEN YARARLANMA (Ebru KAVAS)

Çalışmada,modern tiyatro eserlerinin halk anlatılarındaki temayı ve biçimi nasıl dönüştürdüğünün irdelenmesi amaçlanmaktadır. Halk anlatılarının günümüze nasıl modernize edilerek sunulduğunun, geleneksel içeriğinne ölçüde değiştirildiğinin görülmesi açısından oyunlar ele alınırken, sözlü gelenekten yazıya geçmiş metinler ile “metinlerarası” bağlamda ilişkilendirme  yoluna gidilmiştir. Read the rest of this entry »

14
Apr

Absürd Tiyatroda İroni (Beliz Güçbilmez)

Samuel Beckett’in yazarken hep elinde tuttuğu öz-farkındalık,oyunlarının aynı özelliği barındırmasını sağlar ve Beckett, tiyatrosunda ironi aygıtını kendine işaret etme, içinde bulunulan ortamın farkında oluş ve yazarın ve izleyicinin kastedilmesi gibi teknik seçimlerle işletir. Ionesco için ise ironi daha çok dilin bir fonksiyonu olarak çıkar ortaya;. Genet tiyatrosu ise izleyicinin gündelik hayatının tiyatrodan daha “sahte” olduğu anlayışının sürekli yinelenmesi yoluyla, ironin üzerine kurulacağı  “rol” kavramını ironik  teatralliğinin merkezi haline getirir. Read the rest of this entry »

29
Mar

Ses ve Oyuncu (Levent SUNER)

Ses,  bir oyuncunun önemli anlatım araçlarından biridir ve bir oyuncunun  bir başka oyuncuyla, oyuncunun seyirciyle kurduğu iletişimin güçlü bir bağını oluşturur. Ses çalışmalarının temelinde, kısıtlayıcı eğilimlerle kabuk bağlamış sesimizin farkına varmak, kabuğa karşı kaymak ve  onu çözmek yatar.  Düşünsel ve bedensel gerginlikleri azaltacak çalışmalarla bu kabuk  bir kez kırıldıktan sonra oyuncu da kendini özgür bırakabilecek,  ses de özgürce dışarı çıkabilecektir.  İşte o zaman bir  enerji  sese,  sözcüğe, cümleye ve sonunda tüm bir metne  dolacak, oyun  yaşamsal bir içerik kazanacaktır. Bu  bağlamda ses çalışmalarında amaç  doğal (özgür) sese ulaşmaktır. Doğal  ses, bloke edilmemiş, bedenin herhangi bir yerinde tutuklanmamış sestir.  Bir
oyuncu ancak özgürleştirilmiş sesiyle farklı karakterleri yaratma ifade erme  olanağı bulabilir.  Bir oyuncuda alması gereken öncelikli olarak, iyi titreşen, duyulması hoş “güzel bir ses” gerçekliği, zenginliği ve çeşitliliği ile metindeki duyguyu, anlamı ifade edebilen,içtenlik duygusu ile donatılmış bir sestir. Read the rest of this entry »

0
17
Feb

KÜLTÜRLERARASI ETKİLEŞİM VE EUGENİO BARBA TİYATROSU

Kültür  tarihine  bakıldığında  farklı  kültürlerin  sürekli  birbiriyle  etkileşim  halinde olduğunu  görmekteyiz.  Bir  kültür  diğerinden  öğrenirken  aynı  zamanda  kendini  diğer kültürden soyutlamakta, sınırlar çizmektedir. Diğer sanat dallarında olduğu  gibi, tiyatro alanında da yabancı tiyatro geleneklerine ait öğeler alınarak tiyatronun anlatım olanakları geliştirilmiştir.  Örneğin,  17.yy.  Avrupa‟sında  İngiliz,  Hollandalı  ve  İtalyan  oyuncu toplulukları  ülkeden  ülkeye  geçerek  oyunlar,  teknikler  ve  üsluplarını  bu  gezilerinde geliştirmişlerdir.  Moliere, Fransız fars geleneğini İtalyan commedia dell‟arte geleneğiyle harmanlayarak  yeni bir komedi türü oluşturmuştur. Diğer yandan Racine, klasik Yunan tiyatrosundan yola çıkarak bir klasik Fransız tiyatrosu yaratmayı baiarmıştır. Goethe ise Weimar tiyatrosunun genel sanat yönetmeni olarak Avrupa tiyatro tarihinde önemli  bir yer tutan oyunları Alman beğenisine uygun hale getirerek ve sahneleyerek tiyatrosunu yabancı kültürleri Alman kültürüne tanıtan bir kuruma dönüitürmüitür. Read the rest of this entry »

0
16
Feb

INISHMAAN’IN SAKATI

INISHMAAN’IN SAKATI ADLI OYUNDAKİ BİLLY
KARAKTERİNİN STANİSLAVSKİ YÖNTEMLERİYLE
ÇÖZÜMLENMESİ

(DENİZ GÖNENÇ SÜMER)

26 mart 1970 Londra doğumlu Martin McDonagh çağdaş tiyatronun en başarılı isimlerinden biridir. Ailesiyle beraber yazlarını geçirdiği İrlanda hakkında yazdığıi oyunlarla tanınan McDonagh aynı zamanda sinemayla da ilgilenmektedir. 2005 yılında yönettiği kısa filmiyle Akademi ödülü kazanan McDonagh aynı zamanda İngiltere Ulusal Tiyatrosu kadrosunda yerleşik oyun yazarı olarak görev yapmaktadır. Yazdığı oyunlarla İngiltere ve Amerika‟da pek çok ödül kazanan yazar, 1990‟ların ortalarında İngiltere‟de ortaya çıkan “In Your Face” akımının öncülerindendir.Aran adaları üçlemesi olarak bilinen üçlemenin ikinci oyunu olan Inıshmaan‟ın Sakatı, orta ada anlamına gelen ve çok az bir nüfusa sahip Inıshmaan adasında yaşayan ve bu adadan kurtulup Amerika‟ya gidebilmek için her şeyi yapabilecek sakat bir çocuğu merkez alarak,adadaki halkın yaşadığı zorlukları ve sıkışmışlığı anlatır. 1934 yılında geçen oyunda film çekmek üzere komşu ada olan Inıshmore adasına gelen Robert Flaherty‟nin yetenekli gençleraraması ve Billy‟nin bunu adadan uzaklaşabilmek için bir şans olarak görmesiyle olay örgüsü başlar. Read the rest of this entry »

0
16
Feb

ANTONİN ARTAUD VE ŞİDDET (Çiğdem Kılıç)

Acı, insanın içinde varoluşundan beri vardır.  İnsan acıyla gelir dünyaya, acıyla biçimlenir, acıyla değişir, acıyla büyür. Tıpkı bir bebeğin adım adım büyürken kemiklerinde, vücudunun her yerinde duyduğu fiziksel acının, ruhun değişiminde de aynı özellikleri göstermesi gibi. Değişim acıyla olur. Ruhu, bedeni acıtarak geliştirir. İşte bu noktada Antonin Artaud’nun görüşleri çıkar ortaya. Çağdaş tiyatroya bir anlamda öncülük etmiş, kendinden sonra gelen yönetmenleri etkilemiş, acı ve  şiddet üzerine bu yaptığım edebiyat değildir diye yazılar yazmış bir insandır Antonin Artaud. Bu yazı Antonin Artaud’nun acının ve vahşetin yüzünü tiyatroyla, şiirle ve yazıyla dile getirişini anlatmaktadır. Read the rest of this entry »

0
13
Feb

Tiyatronun toplum bilinçlendirme ve estetik sanat anlayışı geliştirmede işlevi ve önemi (Kamile Akgül)

Varoluşundan bu yana hep belirli ereklere hizmet eden tiyatro, etkili anlat ım gücüyle çoğunlukla geleneksel yapıda değişim yaratma çabasında olmuştur. Gerek politik, gerek dinsel, gerek siyasal, gerek ekonomik kaygılarla gelenekselden evrensele yolculukta yaşanan toplumsal geçişin çatışmasız, doğal akış seyrinde gerçekleşmesinde sanat ın bu dalı, eğitici üstünlüğüyle ayrıcalık kazanmıştır.

Toplumun tiyatro yoluyla eğitilme girişimi antikçağdan günümüze baskın düşünce sistemlerinin geniş zeminlere yaygınlaştırılmak istendiği durumlarda başvurulan bir kullanım olarak ciddi bir gizil görev üstlenmiştir. Ancak tiyatro toplumsal ya samda üstlendiği birleştirici role karşın her zaman yalnızca doğru iletiler yüklenerek değil, yer yer çıkar beklentilerini karşılayabilecek yaklaşımlar dayat ılmak istendiğinde de kullanılmış ve sanata karşı toplumsal çekinceler oluşturulmasına neden olmuştur. Çıkar hesaplaşmaları adına harcanan bu sanatsal etkinlik, toplumun bilinçlenerek aydınlanmasını tehlike sayan anlayışlarca toplumsal yaşamın d ışına itilmiştir. Read the rest of this entry »

0
13
Feb

DRAMATİK YAPIDA ÇATIŞMA (Arş. Gör. Duygu TOKSOY ÇEBER)

Öncelikle insan çatışma içinde olan bir varlıktır. Ölümlülük bilincine sahip

tek varlık olan insan, öleceğini bilerek yaşar, sonludur ancak sanatsal ya da

bilimsel  çalışmalarıyla  sonsuza  ulaşır.  Her  sanat  kendinden  önceki  sanat

dağarcığına  eklenirken  aslında  kendinden  önceki  sanat  ile  çatışmıştır.  Doğru

biçimde yapılan her türlü çatışma, gelişimin göstergesidir. Sanatçı, olan bitenle

uyumlu değil, olan bitene muhalif kişiliktir, doğru noktada ortaya çıkan muhaliflik

ise ilerleme için bir adımdır. Evrende kargaşa ve uyum sürekli çatışır, evren

çatışmadan doğan uyumun temsilidir. Evrende bir denkleşme, bir harmoni vardır;

ama, ne var ki, bu evren harmonisi kavranamaz. O, ancak sanat yapıtında biçim almış

olarak ifade bulabilir. Read the rest of this entry »

0
13
Feb

BERTOLT BRECHT’iN VE GEORGY LUKACS’IN GERÇEKÇiLiK ANLAYIŞLARINDA MODERN SANATIN NELiĞi

BERTOLT BRECHT’İN VE GEORGY LUKACS’IN

GERÇEKÇİLİK ANLAYIŞLARINDA MODERN SANATIN

NELİĞİ (Canan Yarar)

Platon’un, Devletlinde, etik değerleri önceleyen bir yaklaşımla sanatı bir tehlike olarak belirlemesi karşısında, Aristoteles, ruhu arındırıcı bir etki olarak yeni bir dram anlayışı geliştirmiş ve bu dram anlayışı Antik Roma, Ortaçağ ve Rönesans dönemleri boyunca farklı yorumlarla varlığını sürdürmüştür. Aristoteles için insan ruhunda coşku aracılığıyla ahlaki duyguların uyandırılması asıl odak noktasıdır. Bu coşkunun anlamı, etik yaşamın taşıyıcısı olan ruhun bir etkilenimidir ki, bu bir anlamda etik ve estetik arasında köprü niteliği taşımaktadır. Öykünme aracılığıyla açığa çıkan, toplumsal olarak ortak bir duygu üretimidir. Bu üretimdeki amaç, toplumsal coşkuların erdemli yetilere dönüştürülmesidir. Aristoteles’in tragedya merkezinde geliştirdiği, belli bir uzunlukta, sebep-sonuç ilişkisine dayalı, bütünlük temelindeki dram anlayışı özellikle on sekizinci yüzyılda sanatın neliği problemi üzerinden sorgulanmaya başlanmıştır. Bu klasik dramatik yapının kırılması bağlamında Avangardları anlayabilmek, kabaca o döneme kadar yaşanan tarihsel olaylar ve klasik dram anlayışının nasıl şekillendiğini görmeksizin pek mümkün olmayacaktır. Read the rest of this entry »

0
5
Jan

Tiyatro Talebini Belirleyen Faktörlerin Analizi (YASİN ACAR)

Bu çalısmada tiyatroya gelen izleyicinin profili ve tiyatro talebini etkileyen
faktörler arastırılmıstır. Bu arastırma, alanında yapılan ilk çalısmalardan biridir.
Arastırma kapsamında, Van Devlet Tiyatrosuna oyun izlemek için gelen izleyicilerin
demografik ve sosyo-ekonomik profilini, tiyatroya gelme sıklıklarını ve gelememe
nedenlerini belirleyen faktörleri ortaya çıkarmak için bir anket formu hazırlanmıstır ve
22 sorudan olusan anketler izleyiciler tarafından doldurulmustur. Seyircilerin tiyatro
talebinin siddeti, sıralanmıs logit regresyonuyla analiz edilmistir. Bunun sonucunda
gelir, yas, cinsiyet, meslek, eğitim durumu, evin tiyatroya olan mesafesi, oyun çesidi,
günde ne kadar televizyon izlediği, tiyatroya toplu bilet alarak mı geldiği gibi çesitli
değiskenlerin tiyatro talebini etkileyip etkilemediği arastırılmaya çalısılmıstır. Read the rest of this entry »

0
15
Dec

Üç Kuruşluk Opera

Üç Kuruşluk Opera (İngilizcesi: The Threepenny Opera, Almancası: Die Dreigroschenoper) Alman tiyatro yazarı Bertolt Brecht’in yazdığı ve besteci Kurt Weill’ın müziklerini bestelediği müzikal tiyatro oyunudur. Read the rest of this entry »

0
8
Nov

Uygarlık Çöplüğü (Haşmet Zeybek)

HAŞMET ZEYBEK (http://www.bydigi.net/tiyatro/156562-hasmet-zeybek-ten-allah-vergisi-teheodra.html)

1948 yılında Tarsus’ta doğdum. Ortaokulu Karaisalı yatılı okulunda okudum ve bu dönem benim oyun yazmaya başladığım dönemdi. Liseye geldiğim yıl ilk yazdığım oyun “Kalem Tutan Eli Öp” idi ve bu oyun lise temsili olarak sahnelendi. Aynı yıl Tarsus halk evine yönetici oldum. Burada “Irgat” isimli oyunum oynandı. O yıllarda “Düğün Ya Da Davul”u yazmaya başladım ve bu oyunu üç gün üç gece olarak tasarladım. Read the rest of this entry »